Yüzümden geçer rüyalar
Rüzgârı kısık
Perdeleri sıralı bir odada
Kesiler böler uykularımı
Çamura bulanmış ayaklarımda
Aynı ritm ve harmoni ile
Kusurlarımı örterim karşı dağın sargısından
Yok bedeli bedenimin
Bedenim çıplak,kurak
Üstümde basamaklar
Altımda ağaçlar
Yırtık geceliğimde rüyalarım
Rüyalarımın orta yerinde
Yırtık beyaz peçeteler
Eksik ve kusurlu
Birbirine uzak iki saklı nehirden akar
Susuzluğum
Anadilimde tıkanır rüyalarım
Kavgalar seyreder yorgun hamallar
Tek ayaklı sandalyeler taşırlar
İşe yaramaz ve kusurlu
Boynumdan akan tere ulaşır annem
Kusurlarımı örtemez rüyalarım
Köstebek olurum o zaman ben de
Gizliden ayrı
Aşktan yakın
Yaralı parmaklarım mektuplar yazar
Noktasız, virgülsüz ve kusurlu
Ters duran sokak lambalarının gölgesinde
Geceyi arar rüyalarım
Tesbihler ve öfke
Tokmak sesiyle duyulur
Özgürlüğe veda, kusura ödül.
Daha önce dünyaya gelmiş miydim?
Bir hayal düşer rüyalarıma
İnce bir iplik olur,
Yamalar dikerim yoksulların paltolarına
Daha farklı olur yaradılışın esareti
Yüzüme güvercinler konar
İçimden yeşerir toprağın kudreti
Süt kokar ellerim
Canım acımaz,
Kusurlarım çağırır boş bir sokağa
Kollarıma yükler konar
Ağır ve sağlam
Düşerim
Sonra bir ipe bağlarım kendimi
Ne ağaçlarım yadırgar
Ne de dünyanın yün yumağı