Döşüme vuran bir saat sarkacı
Gitme ve dönme vakti
Zamansız mevsim bilmecesi
Güneşin ısıttığı ten ve üşüten yalnızlık
Gitme ve dönme vakti
Gittiği yerde kalıyor insan
Biraz eksik
Döndüğün yer yoksunluk
Mevsimsiz şimdi gökyüzü
Döşüme vuran zaman
Döşümden dökülen sancı izler bırakıyor sokaklarda
Sokağın sesi kulaklarımda
Gecenin sabrıyla bağdaş kuruyor bir derviş
Bir kumarın orta yerinde zaman
Bitmeyen ve harcanan yaşam
Yüreğim mezarlık gibi şimdi
Sessiz ve sensiz
Gücüm kalmadı yüzümün eksik olan yerlerinde
Bu yüzden ağrıyor göğsüm
Ağrısıdır göğsümün her sabah hissettiğim
Güzel günlerin sonu ayrılık
Ayrılık ki bize düşen pay
Parsellenen mutluluklardan
Acısı arta kalan bir sensizlik
Diz çöküp acılarımın önüne
Önce kendimi
Sonra kendimden sonra gelen beni
Güneşe sevdalı yüreğimden koparıyorum.
Döşüme vuran zaman
Gitme ve dönme vakti olmalı diye hatırlatıyor
Eksilerek çoğalmayı deniyor insan
Mutsuzluk güzeldir diyor mevsim
Korktuğumuz mutsuzluk olmamalı
Mutluluktan korkmalı insan
Kaybedeceği varsa ondan korkmalı
Kaybedecek kadar mutsuzluk var heybemizde
Döşüme vururken zaman
Unutulan bir duanın ilk sözü gibi
Sarılıyorum incinen tenimize…