Bir ses bir anıya denk düşüyor ikimizin bildiği
Ipılık bir güneş var üstümüzde
Alışabilmenin yabancılığını çekip
Bir bayat ekmek gibi
Kurulmuş kentlerin taşları üstünde bırakılıyoruz.
Ölümün hangi sıfatı yeterli kalır ki sana
Kimim kimsem yok benim, kandırmayın artık beni
Gömleğimden çıkmaz yaşamımın lekeleri
Bir bayat ekmek gibi
Kırıntılara basılmış yerlerde bırakılıyoruz…
Bütün ölümlerden söz etmek gerekir sonra
İyi halden, işlediğiniz cinayetlerden
Duvarın altında kalır sözler
Bir bayat ekmek gibi
Bırakacağı yeri bilmeyen ellerde bırakılıyoruz.