susuyorum
çünkü sesimin en gür hâli
çoktan harcandı
omzuma çarpıyor son çentik
bileğimde yeşil kanal
tepkisizlik,
vaktiyle gövdesini
haris bir ışığa yatırmış
son bakiyem
yokuşlarımın
paytak nefesleriyle
homurdanıyor dünya
ben geçiyorum
üst yanım çürük
alt yanım silik
sağ yanım çöp-üşüyen
acele etmeyen aklım
kapı aralığında duruyorum
içimde kandil tortusu
birikiyor eşiğe
çarpsam
rüzgâr kapanmak istiyor
kapatsam gürültü içeri sızıyor
dün gecikmiş bir duman tutanağı
bıraktım masaya
şimdi
çekinik bir talyum çiçeğiyim
açsam çürüme hızlanır
kapatsam koku içime patlar
çapraz bir çizik
dünün çabası
bugünün soğuk yüzüne
iz sürüyor
avuçlarımdan
çabaladığım yerde
en çok kırçıl karanlık
birikmiş
anlıyorum
bazen son raddesi insanın
bir yastık sertliği
kimse çekmeden
geri itilen