menu Menu
İran'ın Sanatsal Direnişi
Ön yargılarla kodlanan İran’ın aslında son 50 yılının içten içe sanatsal bir direniş kültürü oluşturması, size ilginç gelebilir. Kapalı bir toplum olması ve baskıcı devlet anlayışının sonucunda ülkenin birçok güzelliği ne yazık ki yeterince görülemedi. Buna rağmen sanatın direniş cephesi hep çalıştı ve üretti.
Alihan Demir İnceleme, N°6 / Direnç
Sınırlarda Önce Soğuyanın Adı Yok Sonra

Ön yargılarla kodlanan İran’ın aslında son 50 yılının içten içe sanatsal bir direniş kültürü oluşturması, size ilginç gelebilir. Kapalı bir toplum olması ve baskıcı devlet anlayışının sonucunda ülkenin birçok güzelliği ne yazık ki yeterince görülemedi. Buna rağmen sanatın direniş cephesi hep çalıştı ve üretti.

İran’ın öncellikle binlerce yıllık Fars kültürü üzerinde şekillenen kadim bir medeniyete kaynaklık ettiğini unutmadan başlayalım. Bu kadar güçlü bir medeniyet üzerinde şekillenen bu devlet, 1979 yılından sonra bambaşka bir şekilde yönetilmeye başlandı. Ayettulah Humeyni’den Ali Hamaney’e uzanan Molla rejimi, ülkede insana dair bütün güzelliklerin en büyük düşmanı oldu. Muhalif Kürtler’in vinçlerle sokakta asıldığı görüntülerle beraber bir tutam saçı görüldüğü için ahlak polislerince öldürülen Mahsa Amini’ye kadar on binlerce sivilin öldürüldüğü bir rejimden bahsediyoruz. Peki, bu rejim; baskı, sansür, idam ve her türlü korku unsurunu büyütürken sanatçılar ne yaptı ve ne ürettiler?

Bahman Ghobadi, Marjane Satrapi, Abbas Kiyarüstemi, Cafer Penahi ve Asghar Farhadi gibi yönetmenler sistem eleştirilerini doğrudan yapamadıkları için derin bir sembolizmle film üretmeye devam ettiler. Özellikle Bahman Ghobadi, “Sarhoş Atlar Zamanı” ve “Kaplumbağalar da Uçar” filmleriyle inceden inceden ördüğü taşranın sessiz trajedisini işledi. Onun bu sembolik işlemeleri, yaşanan cehennemi tasvir etmek için yeterlidir. İlk izleyişte görülmeyen ayrıntılar, Molla rejiminin sansür mekanizması içerisinde büyük mesajlara dönüştürüldü. Googoosh ya da Guguş adıyla bilinen Azeri şarkıcı ve oyuncu, bütün dünyada meşhur olduktan sonra rejimin kendisini yasaklamasıyla yirmi yıl boyunca sürgün hayatı yaşamak zorunda kaldı. Rejimin yer yer Kürt yer yer Azeri unsurlara yönelik baskılarından dolayı muhalif sanatçıların da genellikle Kürt veya Azeri olması tesadüf değildir. Mohsen Namjoo, ezgileriyle adını dünyaya duyuran bir Kürt müzisyenlerden biridir sadece. Muhalif sanatı burada Kürtler ayakta tutmaktadır dersek yanılmayız.

Samed Behrengi’den Sadık Hidayet’e uzanan geniş bir kültür zenginliği oluşturan İran’da sanat, her zaman bir direniş oluşturmuştur. Kimisi eserini şifreli göndermelerle işlerken kimisi eserini el altından dağıtmak zorunda kalmıştır. Kimisi eserinde işleyeceği cinselliği bir rüyaya sıkıştırmak zorunda kalırken diğeri metaforları bambaşka bir hâle getirmek zorunda kalabilmiştir. Öyle ki İran sinemasında gördüğümüz bir bahçe, günlük güneşlik bir bahçeyken ve her tarafında renkli çiçekler fışkırmışken birden kara bir bulut çöker ve sağanak bir yağmur yağar. Ortalık karanlık bir griye döner. O karanlık bulut, rejimin tam da kendisidir.

İran’da tüm bu olumsuzluklara rağmen 47 yıllık rejim ve öncesindeki şartlar, büyük sanat eserlerinin oluşmasını engelleyememiştir. Bir kadın olarak Füruğ Ferruhzad’ın direndiği bir yerde diğer sanatçılar da direnmenin bir yolunu bulup eserlerini üretmeyi başardılar. İşin ilginç yanı, dünya bu süreçte rejim yanlısı kimseyi tanımadı ama Füruğ Ferruhzad’ı bugün herkes biliyor. İlk yazdığı şiirle evden kovulan bir kadından bahsediyoruz. Oradan bütün dünyaya açılan bir direniş hikâyesinin başlangıcı da bir şiirdir.  Öldüğünde Mollalar, şairin cenaze zamanı kılmadığı için naaşı iki gün bekletilir. İki günün sonunda şair Mehrdad Samadi, şairin cenaze namazını kılar ve dünya edebiyatının en çok ses getiren kadın şairlerinden biri olan Füruğ Ferruhzad defnedilebilir.

Özetle devletlerin baskı araçları ne kadar gelişmiş olursa olsun ve yarattıkları korku ne kadar büyük olursa olsun, sanat her zaman bir yolunu bulup karşı çıkmayı başarmıştır. Direnmenin sanatsal cephesi hiçbir zaman durmaz ve baskı olduğu sürece direnişi diri tutar. İran’ın son 50 yıllı bu anlamda yüzlerce örnekle doludur.


Önce Sonra

keyboard_arrow_up