menu Menu
Sevmezsen Durum Fena
‎sen beni sev diye karınca yuvası olduk, dağıldık!
Uğur Kaya N°6 / Direnç, Şiir
Elektrik Önce Resmigeçit Sonra

sen beni sev diye bir keşişle kesişti yolum
‎ki papaz olduğunu kendisinin
‎alem-i rüyada değil günah çıkarırken
‎kerem ile aslı’yı okurken öğrendim.
‎çünkü düşürmeyecek kadar yolumu bir manastıra
‎müslüman olarak uyandım her sabaha.

‎sen beni sev diye büyük gaflete düştüm.
‎attan düşenlere imrendim çünkü ruhları sağlam
‎bir boşluktaydım tek başıma dolduramadığım
‎içimde kırmızı bir halı serili benimle yürürsen
‎Bakara,Âl-i İmran,Vâkıa bir de güllerin efendisi
‎-dalında bir diken olsaydım seni koruyan-
‎seven sevdiğine sevdiğini söylesin demedi mi?

‎sen beni sev diye müjdemi istedim
‎muştumu ya da daha havalı.
‎elinle koymuş gibi beni bul istedim
‎bu yüzden hep kendimi kaybettim.
‎ne sevindim ne de bulundum
‎sevmiş bulundum seni o bi’dursun şuramda.
‎Anna Karenina, Emma, güzelim Annabel Lee ve Mona Roza
‎fazla geldim dördüncü olarak
‎oysa hep aranırdım bu oyunda.
‎bütün kahveler kapansın dizilsin kitaplar ıstakalara.

‎sen beni sev diye ıskartaya çıkardım kendimi
‎değerimden azaldı geçen üç yıl boyunca
‎salı pazarında sona kaldım bazen alanım çıkmadı
‎hava kararınca gelen baba çocuğuna beni almasın.
‎tezgâhta çürüsem de kimse fakir olmasın
‎bazen bir mezatta satıyorum satıyorum saaat…
‎satılmadım üstelik elinizde patladım.

‎sen beni sev diye hayal bile kurmadım
‎çünkü düşmesin suya ve barajlar da kurusun
‎çöle kesti Kerbela unutursam yanarım
‎yüzüm düştü bir kez yere mutluluk artık kaf dağı
‎bir sen sıcaksın içimde dışarısı hep kutup
‎döneceksen dizim gibi acıya da razıyım.

‎sen beni sev diye kuru bir daldan düştüm.
‎bilseydim ağlardım yağmayacağını rahmetin.
‎yağmadı ağlamadım çünkü hâlim daha beter.
‎çıkıp birkaç basamak atlayarak zemine
‎bir trapezci gibi artistliğim kendime.
‎kalan sağlar sizindir kabilinden,
‎tüm kalbi açlara sevgimi ısmarladım.
‎giderayak belki doyarlar diye.

‎sen beni sev diye böcekleri ezmedim.
‎her gece uyanıp mütemadiyen saat iki sularında
‎yavrularını bırakacak kadar kapının deliğine
‎odamı kolaçan eden hamam kaçkını
‎yeter korkuttuğun ki geceleri banyosu yapılmayan çocukların
‎annelerinin korkusunu taşıdım yüreğimde.
‎seninki ne ki yine de terk etme bu evi.

‎sen beni sev diye biber ve patlıcan kuruttum.
‎yazın yaptığım tek uğraştı annemle yarıştım.
‎bununla övünmekle utandım annemle tartıştım.
‎kışa hazırlanan tek canlı biz miydik anneme sordum.
‎çok ayı var dedi sorma annemle gülüştüm.
‎dedim anne ayılar kışın uyur bundan bize ne
‎dedi konu kış değil mi ne fark eder ki
‎dedi istersen bu konuyu burada kapatalım
‎dedim tamam zaten dolma sevmem ki.

‎sen beni sev diye huzurumu kaçırdım
‎kaçıranı oldum kendimin, arayıp bizzat kendimi
‎teslim ettim huzuru çünkü seninle takastı.
‎açıp haritayı önüme pusulamı da çıkarıp
‎bulmak isterken seni okyanusu boyladım.
‎içimdeki kuş öldü tüm sapanlar kırılsın
‎konmadıysa bahçene sapanları geri yapın.

‎sen beni sev diye uykularımı bölmedim
‎es geçtiğim iki rekâtın mahcubiyet hissiyle
‎güne uyandım birçok kez yüzüm solgun ve kızarık
‎görmek isterken seni gözlerimi kapatıp
‎bitirmedim rüyamı ve fazla ağır sol omzum.
‎yazmakta pek mahir bir melekle yarıştım.

‎sen beni sev diye hep mat ettim kendimi
‎kaybedeceğimi bile bile girdiğim bu savaşta
‎kolu kopmuş bir savaşçı gibi tutamadım elini.
‎uhud’da dinlemeyenler peygamberin sözünü
‎sapladılar okları bağrımızda hep yara.
‎çünkü düşmandan ötedir hükme boyun eğmeyen
‎düştü Allah’ın aslanı, dağlandı ciğerler.

‎sen beni sev diye hafifleştim gitgide
‎nefesini saklayan bir balondum çünkü sönmedim
‎yukarılara meylettim tutan yokken ipimden
‎görüp seni aşağıda patlattım kendimi.

‎sen beni sev diye karınca yuvası olduk, dağıldık!
‎izdihamda ayrıldık parmaklarımız hep boşluk
‎birleşirler belki diye kendi aralarında
‎kaldıramadığım yükleri yığarak aslında kapına
‎bir dağ yarattım onlardan acil aşmamız lazım.

‎sen beni sev diye seni sevdiğimi söyledim
‎bir çaput olup dalda bağlı kalmak istedim
‎dönmen için yeniden tam üç bahar bekledim
‎çiçeklerle söyleştim, papatyayla dertleştim
‎koparılmasın diye yaprağı hiç oralara girmedim.
‎kaç âşık saydım bekleyen, kaç sevgili dönmeyen
‎kaçıncıydım içlerinde hiç ama hiç bilmedim.

‎sen beni sev diye hep boş bıraktım kalbimi
‎küçülüp sığdım birazına, su serptim yarasına
‎sana ayırdım fazlasını doldurursan ne âlâ.
‎üç yanlışa varmadan ikide sabit kalarak
‎tek doğrumsun gitme kal bilemezsem çok fena.


Önce Sonra

keyboard_arrow_up