menu Menu
Ah Kalbim Sen Bir Sömürgenin Yurdusun
ah kalbim senin dört odanda küllenmez bir ateş adı ıslık ıslık titrer dudağımda kim bilir daha kaç gece saklanır her yaran sabaha uzanan bir tohum
Müjdat Güven N°5 / Kış, Şiir
Cam Armonika Önce Yıldız Kümesi ve Göze Kaçan Tozları Uzayın Sonra

ah kalbim, sen bir sömürgenin yurdusun
dağların kırık gölgesinde bırakılmış
adını rüzgârların ezberlediği
sar kollarına titrek ışığımı, sesimi
ne kaldıysa benden
yoruldum taşımaktan
bu kadar yokluğu bir tek yürekle

bir su geçiyor içimden
bazen hırçın, bazen küskün
ırmağını kaybetmiş bir vadinin sabrı gibi
ölüsü defnedilmemiş bir ezgi gibi

ah kalbim
sen bir sızıyla uyanırsın her sabah
adı konulmamış bir ülkenin sabahı gibi

bir kuş geçer içinden, anka !
kanatlarında eski bir rüyanın tozu demir
kimin çağrısı bu çekiç
kimin yarası omuzbaşından bilmem

bir çocuk fısıldar geçitlerde
bir anne yankılar sessizce içinde
bir kuş göçse senden
benim kanadım kırılır

gün doğar sende hep erken
hep aynı sessiz ışıkla
bir özlem eğilir damarlarına
suya dokunan rüzgâr gibi
sar kollarına beni
bir yaprak gibi titriyorum kendime
ne yana dönsem senden başkası yok
sen ki bilinmeyen bir dilin kalbisin

kim anlar seni?
kim duyar o iç çekişlerini
taşlara çarpan suların sesini?

ben bilirim
bir şey büyür sende
adını kimse koymasın
ama rüzgârlar tanır kokusunu
kalbim dört oda bir üke
kimi gece
bir dağın yalnızlığına benzer atışın
kimi sabah
bir çocuğun unuttuğu gülüşe…

ah kalbim
senin dört odanda küllenmez bir ateş
adı ıslık ıslık titrer dudağımda
kim bilir daha kaç gece saklanır
her yaran sabaha uzanan bir tohum

bir külden doğurur yurt kendini
bir kalp yeniden doğurmaya yeter ona

bir gün çağırır seni
rüzgârı içinden geçer
toprağından öğrendiğin nefesi taşır
kuşlar yuvalanır dört bir yanına
kimse dokunamaz o zamana
en masum yanın orada durur

ah kalbim, sen bir sömürgenin yurdusun
senin içinde hâlâ
bir halkın rüyası çarpar sınırları


Önce Sonra

keyboard_arrow_up