Aklımın seslerinin gerçek olmadığına inandır beni
Sesler saç köklerimden girerken beynime dayanır batar
Kalbim bu işe bakar kalır
O, sesleri ille de ille anlar
-senin başına ne geldiyse
bu anlamak belasından geldi-
Geri dönebileceğim bir evim olduğuna ve seslerin
burada duvarlara çarpıp beynime giremeyeceğine inandır
O evde ben
tozları alırım dokunmam örümcek ağlarına
Sularım boynu bükük sarı nergisleri
Çorbalar kaynatırım
Yeter ki inandır beni
bir evin yeni pişmiş kek kokuyorsa ev olduğuna
portakallı zencefilli belki
Sesler verir tarifi
Sesler evde mi?
-geldim
neredesiniz-
Belki evin penceresi papatya tarlasına bakıyordur
Boynunu uzatırsan denizi bile görebiliyorsundur
Yüzüp tuzlu tuzlu sevişiriz
Yazı beklemeyiz birbirimizi ısıtırız
Dilin, dilin hala sıcak mı?
Beni yalasan açık yaralarım şifalanır mı?
-arkamı döndüm
kayboldunuz-
Sesler tarif vermez sadece
Komut da verirler
bana dediler
Sev
-sevdim
kaçtınız-
Evim diyebileceğim bir yer yok
Bir sesler var
Bana dediler
Uyan
-uyandım
yoktunuz-
Sevmiş miydim seni?
Her şeyin anlayan kalbim bütün kanını sana akıtmış mıydı?
Kanımla kara ‘seni seviyorum’ yazdım
Aç pencereyi dışarı bak
Sizi korkutmuş muydum
Sevil-miş-miydim?
Kar eridi
Yazı kayboldu
Kanım yerde kaldı
Portakallı zencefilli keki yemeyi unutma
Bayatlamasın
-beni unutma-
-Beni unutmayın dedim
unutmuşsunuz-
Kek öylece kalmış mutfak tezgahında
Kanım yerde kalmış
Sesler boş evin duvarlarında yankılanmış da yankılanmış
sesleri dinledim ömrümce
onlar beni dinlemedi
onları benden başka
duyan var mı
-ev neresi-
Beni bir duyan
var mı