close
close
Close
home
Başlangıç
Kulta.
Nedir?
Manifesto
Ekip
Mecmua
N°5 / Kış
N°4 / Kusur
N°3 / Yol
N°2 / Ömür
N°1 / Güz
Türler
Edebiyat
Şiir
Öykü
Küçürek Öykü
İnceleme
Deneme
Biyografi
Çeviri
Anlatı
Kültür
Kadın
Çocuk
Bilim ve Teknoloji
Dünya
İnsan
Sanat
Atölyeler
Dans
Dijital Sanat
Fotoğraf
Grafiti / Sokak Sanatı
Heykel
Müzik
Opera
Performans Sanatı
Resim
Sanat Tarihi
Sergi ve Bienaller
Sinema
Tiyatro
Yarışmalar
Söyleşiler
Temas
Bir öneri…
Karanfil Bir Sabahtır Uyandığımız
Aslan Kocaman
Ara
Ara
menu
Menu
48 eser
Öykü
Önce
Sonra
Sonra
Aptal Dünyanın Üç Hali
veya
Halleri
Kimseye kızgın değildi aslında. Kızgın olduğu tek biri vardı, tek.
Hayallerinden hiç çıkmamalı, yazılardan hiç kalkmamalıydı belki de.
Büşra Aslı İçöz
Kristalize Bir Tanrısızlık
ve
Beyazın Mutlaklığı
Vasiyet, bir mülk paylaşımı değil;
bir yokluk beyannamesiydi...
Didem Görkay
Kim
Var
Orada
?
Ev aşırı sessiz değil mi? Bir bebek iyi olabilirdi. Kocası mı söylemişti bunu yoksa kendisi mi? Anımsayamadı.
Her hatırlayış nasıl oluyor da hep aynı konuya geliyordu, tıpkı her konuşmanın aynı yere geldiği gibi.
Semrin Şahin
Sapiens'e
Ölüm
Gökhan bir eli kapının kolunda koşmaya hazır bekliyordu. “Hocam, Einstein sınıfında öğrenciler öğretmenin bataryasını çıkarmaya çalışmış. Öğretmen de karşı koyup çocuğun kolunu yakalamış.
‘Sapiense ölüm’ deyip duruyor.”
Yurday Yalçınkaya
Ablamı
Uğurlarken
Son duraktan hareket eder etmez tüm koridoru bir simit kokusu sardı, Halkalı’dan İstanbul’a girmişlerdi.
Demli çay kokusu zorlu, uykusuz geçen dimağını yerine getirme telaşındaydı.
Ümit Ahmet Duman
Bazil
Karaçur
Olmak
Ama gerçek, inatçıdır. Gizlenen şey, insanın tenine siner. Sustuğunda bile anlatır kendini.
Ve Bazil’in gerçeği; soğuk Brooklyn gecelerinin dar sokaklarında, babasının is kokan ellerinde, gemilerin yük bölmelerinde saklıydı.
Muraz Arslan
Salınımlar 5:
Dal
Ormanı böyle düşlememiştim. Ev kadar karanlık, ev kadar savruktu şimdi.
Ağaçlar aynı ağaçlardı, babam aynı babam. Pustum. Diktim kulaklarımı. Kaskatıyım. Bir karaltı geçti solumdan. Seçemedim. Arkama döndüm.
Feyza Akbulut Öner
Vişneden
Hallice
Belki de sürüldüm. Sürülmek istedim ya da.
Sol yumruğumu havada tutmanın suç olduğunu bilmem yeterli oldu.
Sevcan Deniz
Şebnem'e
Mektup
Şebnem, burada her şey kanıyor. İnsanlar, defterler, sessizlik. Ben, o sabah haritasını çizdiğim sessizliği artık içimde taşıyorum. Belki bu yüzden konuşamıyorum. Bu yüzden, bu mektup bu kadar uzun. Eğer bir gün buraya dönersen, bil ki artık herkesin başka bir adı var. Sözcü, Dilci, Lisa, Amazon saçlı kadın, hatta ben. Sen de.
Çünkü burası, geçmişin adını unutturur. Ama sesi kalır.
Figen Yıldız
Tashih:
Yazarına Sorulsun
Çünkü biliyorum.
Ben başkalarının tekrarlarını düzeltirken kendi içimde yıllarca aynı cümleyi tekrar ettim: “Asla başarısız olamazsın.” Kendi taslağını yerden yere vuran, onun canına okuyan editör yine bendim. Her düzeltme girişimim bir linçe dönüşmüş, her kusur arayışım içimde başka bir deliği büyütmüş.
Didem Gürhan
Hatırladıkça Uzar
Geçmişin Gölgesi
Yıllar aldı sonra iyileşmek.
İzdir kalır ansızın ağlatır, acıtır ama onlar büyüdükçe etimiz kanlanıyor.
Ağaçlarımıza kavuştuğumuz için Rençber yeniden çalmaya başladı gırnatasını.
Erman Şahin
Salınımlar
/
IV
On yıldır hırkası kapımın arkasında babamın. En sevdikleri bile terk ediyor insanı Göksen. Bütün uykularımdan uyanık döndüm bu yüzden. Bazen acaba sen de masallar diyarından değil de rüyalar aleminden mi çıkagelmiştin diyorum.
Uydurmuş muydum acaba Dali’yi, Dinklage’ı, seni? Varlı vakitsiz balkona koşup güvercinlere saydırıyorum neyse ki.
Feyza Akbulut Öner
Karışık
Oda
Olmuyor işte, yine toparlayamıyordum yazıları.
Tıpkı hayatım gibi aklım da kaldırılan bir pazar yeri sonrası gibi.
Sevcan Deniz
Üç
Umursamazlığımın ağırlığı bazen balyoz gibi kafama inse de kısa sürüyor. Hemen ardından yine içime gömülüyor, sessizliğe devam ediyorum.
Günlerimin çoğu “üç” sayısını tamamlamakla geçiyor. Ama en çok da…
Murat Boğurcu
Dünya
Kaç Bucak?
Eve geç kalmak da bir yol meselesidir.
Bazen birkaç adım gecikir insan, bazen bir ömür. O köyden çıkıp şehir yollarına düşeceğimi sanmıştım, oysa o çocuk hâlâ aynı patikada, aynı tepenin ardında dolanıyordu.
İnsan bazen çıktığı yerden hiç gidemez; sadece kendini uzaklaştığına inandırır.
Hıdır Murat Doğan
Tahliye
Kimimiz sokakları süpürüyordu, kimi pazarda meyve tartıyor, bazılarımız parktaki bankta zaman öldürüyordu.
Zamanın göz göre göre adam öldürdüğünü bilmeden kibirlenmekle meşguldük çoğumuz.
Anıl Çetinel Örselli
Gölgelerin
Ardında
Gidişimiz sessiz oldu. Sırra kadem basar gibi çıktık yola. Talin'e ilk vardığımızda yüzümüze çarpan soğuk rüzgârın içinde kimsenin bizi tanımadığı, kimseden bir beklenti taşımadığımız bir özgürlük vardı.
Taş kaldırımlı, sisli sokaklar bin yıllık hikâyelerle doluydu; biz ise o hikâyelerin görünmeyen cümleleriydik.
Ümit Ahmet Duman
Güne
bakan
Bir gün ben de o küllüğün içine peçete sokuşturmak istedim. Bayramlık elbisemin üzerine dökülen küller annemi huzursuz etmiş, beni üzmüştü. Benim olmayan bir günahı b/öyle edinivermiştim.
Şimdi başkalarının kabahatini yüklenmelerim ondan. Hoş, yine de bendim küllüğü amacı dışında kullanan…
Tuğba Martin
Vicdan
Çarpması
Bu tarifsiz ve ızdırap dolu hisler ruhumu kemiriyordu. Tüm düşüncelerim de hislerim gibi donmuştu.
Bir an önce güneşin doğmasını istiyor ve karşımda duran bu toplumsal ceset prototipi ailesine teslim edip, uzun süre kimse ile görüşmek istemiyordum artık.
Meki Ekin
Tamamlanmak
İçin
Hiçbir kadına neden gittiğini anlatmadı. Hiçbir kadının ne yaşadığını merak edip sormadı.
Çünkü biliyordu ya da bildiğini sanıyordu. O gitmese kadınlar zaten gidecekti. Bu kadına da sormadı. Sorsaydı belki onunla kökleşmeyi denerdi kim bilir?
Sacide Aslan Kuşoğlu
Salınımlar - III
Her şeye geç kaldığım hissiyle boğuşuyorum.
Geç kaldığım hislere karşı hiçbir şey yapmıyorum. Kapıldığım hislerle farkında olduklarımı birbirinden ayırsam da kendime açıklamalar bulma refleksimi bir türlü bırakamıyorum.
Feyza Akbulut Öner
Kömür
lük
Kendimi korudum ben, diyecek oldum. Dilimin ucundan döndü geriye. İlk defa kendi sesimi duydum, diyecek oldum. Ses tellerimden geçemedi bile. Hayatımda ilk defa kendim için bir şey yaptım ben, diyecek oldum. Ciğerlerimden çıkarken söndü nefesim. Ben de insanmışım, diyecek oldum.
Kaburga kemiğinin artıklarıyla yetin, dediler. Kapandı göğüs kafesimin kapıları. Dört, üç…
Sevcan Deniz
Mutlu Son
’suz
Doğrumuz bir değildir ki bizim yollarımız kavuŞsun. Biz şimdi dosdoğru yürüyerek nasıl karşılaŞıp, buluŞalım?
Bizim yollarımız çakıŞır ancak, en nihayetinde çeker çekiŞtirir yine birbirimizi yoldan çıkarırız.
Aslı Ahıskalı
Son Gölgeden
Sonra
Mavi’nin gözlerinde yılanların siyahlıkları parladı.
‘‘Evet,’’ dedi. “Anladım, hiçbir yas renkleri silemiyor. Ama kaplumbağamı bulmalıyım.’’
Nihan Özkan
Vasati
40 Çöp
Bozkırda zaman hariç her şey bitmekle mükelleftir.
Yaz bitiyor. Mahir otobüsün en ön koltuğunda hareket saatini bekliyor. Balina kasa 0303 Mercedes hır hır çalışıyor ayazda. Egzozundan çıkan duman bir hayalet misali. Muavin kim gelmiş, kim gelmemiş koltuk sayıyor.
Türker Ayyıldız
Tatlı Dil
Kıraathanesi
Âdem olmadığı zaman mumla aranırdı.
Ağzı var dili yoktur ama buna rağmen yokluğu hüzünbaz bir yoksunluk hissi yaratırdı. Bu da onu ziyadesiyle u/mutlu ederdi.
Zira yokluğundan dolayı üzülen birileri vardır.
Kadın olmasa da…
Tuğba Martin
Nurtaş
Boğuldu
“Taş bile hatırlar,”
diyor.
“Bizse unuturuz. Sanki her şey suya yazılmış gibi...”
Muraz Arslan
Akışkan
Bilincin Devinimleri
Gestapo sabahlara uyandık. Dışarıda örgütlü bir yalnızlık çanı çaldı, kahvaltıda yüreğim vardı.
Yüreğimi ortaya bırakmışım. Çatal izleri...
Pınar Dinçata
Kar
İzi
Bir kendini bilmezin dilinden dökülen o tek kelime, layık olan yere yağan
Kar
’a is bulaştırdı.
O
kar
ki yüreğine düşen korla eriyip çamura karıştı. Bir balçığa dönüşüp ayağına dolandı da yürümeyi unuttu.
Jennifer Royce
Suyu Muhabbettir
Aşkın
Kim abla, şu mu? Bakkalın çırağı bu. Mektubu getiren. Yok be, ne uzun bakması. Zorladım ya onu biraz, hala onun etkisindedir. Ne delikanlısı be abla! Bıyık dediğin de tüy tüy. Dünkü çocuk işte. Aaa, ayıp kız abla, o nasıl söz! ……
Çok mu uzun baktı? Ben hiç dikkat etmedim.
Davut Elçi
Erkebit
Bu ağırlık, yalnızca gecenin değil, günlerin de ağırlığıydı.
Gündüzleri bir şekilde üstünü örttüğü, işle, telefonlarla, küçük telaşlarla susturduğu şeyler, gece yarısı uykunun eşiğinde yeniden alevleniyordu.
Murat Ercan
Tartısız
Halime
Kapının eşiğinden içeride yalnızca bir Halime kaldı.
Yüzü aydınlıktı. Gözleri yeni doğmuş gibi parıldıyordu. Kapıyı kapadı, içeriden sürgüledi. Ahmet biriken teri eliyle sildi. Elinde biriken teri gömleğine bulaştırıp evine döndü. O gece sabaha kadar uyumadı.
Ozan Çakmakoğlu
Ağır Çekimde Bir El Hareketi
Ortopedi polikliniğinin önü kalabalıktı. Ne de olsa aylardan şubattı ve buzda düşen yaşlılar, çocuklar, kadınlar komik alçılarıyla ortopedi polikliniğinin önünü resmen bir savaş filmi setine dönüştürmüşlerdi.
Ahmet Karadağ
Tok
Kalabalık başına çullanıyor. Flaşlar patlıyor, anonslar geçiliyor. Gazeteciler büyük puntolarla manşet atıyor:
…edebiyatın usta öykücüsü yaşamını yitirdi…
Hakan Kaya
Salınımlar-II
“
Kıyıda, ardımda kıraç ova/ Hale yola mı koysam hiç değilse şu topraklarımı?/
Londra Köprüsü yıkılıyor yıkılıyor yıkılıyor/ Enkazıma payanda kıldım bu parçaları”
Feyza Akbulut Öner
Taşlar
Soğuk Bir Nefes Gibi
Yükseldi Bileklerime
Gizler içinde ya da hazineler içinde nefes almak sana senden parçalar sunmaz. Tanrı'yı doğurmadıktan sonra her şey ve hiçbir şey bir -mış gibiden öteye geçemez.
Yatağının başında bekleyen onlarca havari varken kulak arkası edemezsin saçlarını. Eğer ediyorsan o kulak içeride olanı duymalı .
Neşe Sâye
Hikâyede
Kalmasın
Sevgili okur, bilmeni isterim ki şimdi okuyacağın,
farklı zaman ve mekânlarda yaşanmış bu hikâyelerin kahramanı olmayı ben de istemezdim.
Nilüfer Altunkaya
Önce
Sonra
Sonra
keyboard_arrow_up