bir boşluğa yığılmış zamandım
susuz kaldığı yerde ömrümün
dingin bir limanda
sözcüklere sığındım
kuşların içinde kabaran
bir melodi gibi
yokluğunda
hangi dizede gözlerinin izi var?
hangi hecede gülüşünün buğusu?
ne zaman gözlerin düşse aklıma
suskun bir çağrının izini taşırım
içimin yumağı
dilimin harflerine dokunur nefesin
şiir ve ölümsüzlük
taşar çölüme
eski bir dilde başladığım yolculuğu
eksik bir heceyle tamamladım
rüzgâr değerse içimin kumlarına
adını fısıldar sessizliğin kıyısı
dalga sesiyle dökülür
kayalara
…
yağmurlar
gözyaşım gibi
her dizede gözlerinin izi var,
her hecede gülüşünün buğusu
her yağmurdan sonra
gökkuşağı
senin gülüşündür
kalır göğümde