yollarda birikiyor sırtımda taşıdığım kambur
sual ettiğim her şey başını kuma gömüyor
çünkü unutmak
buruşturulmuş gecelerde ortaya çıkan
bir günah gibidir aslında
her akşam içine gömüldüğümüz
eksiliyor dilim
bir renk skalasında griye bulanıyor ellerim
toza ve toprağa
istedim ki
içinde büyüdüğümüz mana
kirletilmesin sokaklarda
istedim ki
kestirmesin bir kadın saçlarını yollar uğruna
kendime seslendiğim gecelerin yok tarifi
insan dediğin
içine düşene kadar
fark edemediğim bir günah
kırık aynalarda kusur
yanlış örülen bir ten
bazı gecelerde susuyor beden
namlunun ucunda beliren serçeler
vuruluyor rüyalarda
çürüyor anlam
kimse görmesin diye ördüğüm her duvar
üstüme yıkılıyor
sesime yabancı olduğum vakitler
bir ayağı eksik sandalyeler devriliyor odalarda
dağlar ovalarını kaybediyor
bir günah gibi duruyor dilimde insan
engereğin dişleri arasında sıkışan zaman
bir gerçekliğin üstünü örtüyor
kırbaç sesleri giriyor rüyalarıma
kırbaç ve insan
bölünüyor rüya
oysa burası dünya
yaşayanlar ölülerden önce gömülüyor mezarlara