perşembeydi
dilim döndüğü kadar
huyumun mührüyle
can saydım ardından
devrilip umarsız okşadım ölümü
parmağımda günü geçmiş kelebek
kiremit çatlarken rüzgar sesiyle
kış sızdı içimden yalınayak
mevsimden saymadı yüzünü
gölü güneşi zenginler
adımlarım sana lam elif
dizimde sızlar kağıt ev
hangi nehir bırakır öksüz suyu
hangi su yansıtmaz suretini
ikindiye çıkmadı hoparlör
bak minarede solan renk
şimdi toprak kokusu
bıraksalar
sırrımı
tutacaktı
elimden
şimdi
yoksun bir
perşembe
sensiz
gördün mü
altı gün bir hafta
günlerin unuttum hizasını
sen
zemheriyi es
geçen mevsim
yer ettin
kursağımda
söz hâlâ
yangın