şebekeleri içmişler
damarlarına boru bağlayıp
temiz iç çamaşırım kalmadı cesurca dolaşmalara
ne makarna yapabiliyorum
ne patates ne yumurta
yaşama karşı öğrenci kalıyorum
buna basit devrimler hakkında da diyebilirsin
açlığından başlar insan aydınlanması
sular hiç gelmemiş gibi kesilmiş
biz hiç sövmemiş gibi yeniyiz
milyon tonluk ceplerle sandıklarla kaçırılmış
ellerimiz keskin değildir
ama nasıl kesebilir
vururken tehdit ederken bir vanayı çevirirken
muslukla bakışmalarımız çok eskiye dayanıyor
bir tıs sesi yıldızlar gibi umut tacirliği yapıyor
bilim felsefe öykü kitapları şiirsel filmler
hiçbiri geçiremiyor su takıntımı
çok önemli değil ama arada bir elektrikler de gidip geliyor
seçimler erkene alınmış
seçimler yine onların
bizlerse düzenli sevişiyor ve yıkanıyor gibi
aynı partileri seçeceğiz
bir bakın tam ortamızdan ikiye ayrılmışız
onlar ve bizler varız
tüm il ilçe başkanları korucular bekçiler kollu kuvvetler muhtarlar
bir de biz
legodan isimler isterse çok sular aktırır
illa yapalım şu devrimi demiyorum ama
kendi etrafınızda olsun bir devinin artık
ya da boş verin baştan alayım
siz tek ben hepiniz
insanın acıdan başlar anlaması
en küçük acıları bile başucunuza asın
bir sağ elimle kontrol ediyorum
bir sol elimle (tövbe estağfurullah)
bir ben kontrol ediyorum
bir eşim
insan çıplak dolaşsa yanındakinden korkuyor
oysa suları allah kesmiş gibi susuyor akıllı geçinenler
kim kandırıyor bizi
devlet mi baba mı allah mı
bizde her şey bu üçü arasında gidip geliyor
neyse ne dışarıda yağmur şıkır şıkır sırıtıyor
bizim musluğun boğazı kuru
şehrin hemen yanında bizi çağıran bir ırmak akıyor
daha dur tarihte büyük su kesintileri olacakmış
sırf bu yüzden savaşlar çıkacakmış
üç günlük kesintinin kime zararı varmış
neyseki birçoğumuzun kullanamayacağı
yeni yol baraj ve limanlar yapılacakmış
bizse duyargalılar olarak bir istatistikî yer tutamadık
aziz amca, her üç kişiden beşi kaç ton su harcar
elbette dünyanın pisliği için
duyalım bir dakika olsun konuşmayalım
bile önemli şeyler hakkında
çünkü hüzünden başlar insanın aydınlanması
markalardan ünlülerden laf açacağım var
hanidir üçüncü katta oturuyorum
kuyu açacağım geliyor
yoksulmuş kitapları dergileri sıkar suyunu çıkarırmış ece ayhan
bizde nerede o abilik
gözyaşımı damıtıp şarap yapasım geliyor
hep yoksulluktan
özsuyu akıyor gibi geziyor millet
bar kafe pavyon diyen hesap
meğer milyonlarca yıl tüm eşref-i mahlukat
tükürükle besleniyor sidikle taharet alıyormuş
alt yapılar yalan
ben de çıkıp koca şehrin
tek akan musluğu olan ulu cami’den su doldurup geleceğim
vay arkadaş su bile nereye akacağını biliyor
şaka mı tüm şehir birleşip beni mi kandırıyor
lirik yılgınca yaralı:
suyu kesik paralı umumi bir tuvalet gibiyim
-merhaba bakkal abi
bir buçuk litre içme-sıçma suyu alabilir miyim
-çanakkale savaşı böyle miydi, kaçırmış sularını herkes
evladım çevir şu musluğu altı üstü belediye duyurusu
-hayret (akmadı)
üç günlük dünya dedik itirazımız yok tamam
üç günün üçünde de sular kesik olur mu be adam
benden bu kadar
okyanuslar denizler buzullar
dolmadı mı
sizlere emanet tüm damacanalar