Üç vakittir hiç hesapta tutmadığım
Bıçak yaralarımı sayıyorum
Dilimden, elimden, gözümden aldığım
Avuç içime sığmayan
Koca dört çizgi kadar…
Bir mezarda yatıyor
Gözlerim
Gökyüzünün Menekşe renkli
Gecelerine asılı
Günlerin yaktığı düşler kadar…
Bir mültecinin ağır ağır ölmesi gibi
Gölgesinde kayboluyor yüzün
Saatler susuzluğa akar
Karanlık bedeninde yanar soluğum
Sözlerin yıktığı kentler kadar…
Bir rüzgâr ile çarpışıyorum, an sızım
Sonra bir duvar
Sonra kör bir yağmur düşüyor soluma
Küstah bir sabah ile karşılaşan
Kanayan dudaklarım kadar.
Yalnızım.
Yalnızsın.
Yalnız.
…